تَسَبَّبَ التَّعَرُّضُ الْمُفْرِطُ لِلشَّمْسِ فِي حَرْقٍ خَطِيرٍ عَلَى بَشَرَتِي.
Güneşte çok fazla kalınca cildimde ciddi bir yanık oluştu.
تَسَبَّبَ التَّعَرُّضُ الْمُفْرِطُ لِلشَّمْسِ فِي حَرْقٍ خَطِيرٍ عَلَى بَشَرَتِي.
Güneşte çok fazla kalınca cildimde ciddi bir yanık oluştu.
تَسَبَّبَ حَرْقُ النِّفَايَاتِ فِي انْدِلَاعِ حَرِيقٍ كَبِيرٍ فِي الْغَابَةِ بِسَبَبِ الْإِهْمَالِ.
İhmal yüzünden çöplerin yakılması ormanda büyük bir yangına neden oldu.
yakış, yakılış, kundaklanış, kundaklanma, kundaklayış, yanış
حَرَقَ الْمُجْرِمُ الْمَدِينَةَ بِأَكْمَلِهَا انْتِقَامًا.
Suçlu, intikam almak için tüm şehri yaktı.