يَجِبُ أَنْ نَتَعَامَلَ مَعَ الْمَشَاكِلِ بِحَزْمٍ وَعَزِيمَةٍ لِإِيجَادِ الْحُلُولِ.
Çözüm bulmak için sorunlarla kararlılık ve azimle başa çıkmalıyız.
يَجِبُ أَنْ نَتَعَامَلَ مَعَ الْمَشَاكِلِ بِحَزْمٍ وَعَزِيمَةٍ لِإِيجَادِ الْحُلُولِ.
Çözüm bulmak için sorunlarla kararlılık ve azimle başa çıkmalıyız.
katiyet, desteleme, çıkınlama, bohçalanma
حَزَمَتْ أُمِّي الْحَقِيبَةَ قَبْلَ السَّفَرِ.
Annem yolculuktan önce bavulu hazırladı.
paketlemek, çıkın etmek, balyalamak, bohçalamak, destelemek, kuşaklamak, sıkmak
بَدَأَ الْمُزَارِعُ الْعَمَلَ فِي وَقْتٍ مُبَكِّرٍ لِتَحْزِيمِ الْمَحَاصِيلِ فِي الْحَقْلِ.
Çiftçi, tarladaki ekinleri demetlemek için erkenden işe başladı.