رَفَعَ حُسَامَهُ عَالِيًا مُعْلِنًا الِانْتِصَارَ عَلَى الْأَعْدَاءِ فِي سَاحَةِ الْمَعْرَكَةِ.
Savaş alanında düşmanlara karşı zaferini ilan ederek kılıcını havaya kaldırdı.
رَفَعَ حُسَامَهُ عَالِيًا مُعْلِنًا الِانْتِصَارَ عَلَى الْأَعْدَاءِ فِي سَاحَةِ الْمَعْرَكَةِ.
Savaş alanında düşmanlara karşı zaferini ilan ederek kılıcını havaya kaldırdı.
كَانَ حُسَامُ الْفَارِسِ يَلْمَعُ فِي ضَوْءِ الشَّمْسِ وَهُوَ يَسْتَعِدُّ لِلْمَعْرَكَةِ.
Şövalyenin keskin kılıcı, savaşa hazırlanırken güneş ışığında parlıyordu.