الْحَسَدُ يُفْسِدُ الصَّدَاقَةَ بَيْنَ النَّاسِ.
Kıskançlık insanlar arasındaki dostluğu bozar.
الْحَسَدُ يُفْسِدُ الصَّدَاقَةَ بَيْنَ النَّاسِ.
Kıskançlık insanlar arasındaki dostluğu bozar.
الْحَسَدُ يَاْكُلُ الْحَسَنَاتِ كَمَا تَاْكُلُ النَّارُ الْحَطَبَ.
Haset, ateşin odunu yediği gibi iyilikleri yer.
kötü göz, gözü kalmak, nazar, gıpta, çekememe, çekememezlik, çekemezlik, imreniş, imrenme, imrenti, kıskanma, hasetçilik, hasutluk, günücülük, hasetlenme, hasetlik
حَسَدَ الْوَلَدُ صَدِيقَهُ عَلَى لُعْبَتِهِ الْجَدِيدَةِ.
Çocuk, arkadaşını yeni oyuncağı için kıskandı.
يَجِبُ أَنْ نَتَجَنَّبَ أَنْ نَحْسُدَ الْآخَرِينَ عَلَى نِعَمِهِمْ.
Başkalarının nimetlerine haset etmekten kaçınmalıyız.
kıskançlık etmek, gıpta etmek, gözü değmek, nazarı değmek, hasetlenmek, imrenmek