nefret

لَا أُحِبُّ الْكَذِبَ، وَأَشْعُرُ بِكَرَاهِيَةٍ كَبِيرَةٍ تُجَاهَ مَنْ يَكْذِبُ عَلَى أَصْدِقَائِهِ.

Yalanı sevmem, arkadaşlarına yalan söyleyenlere karşı büyük bir nefret duyarım.

تَخْلُقُ الْحَرْبُ بُغْضًا عَمِيقًا بَيْنَ النَّاسِ.

Savaş, insanlar arasında derin bir nefret yaratır.

لَا مَكَانَ لِلْبَغْضَاءِ فِي قَلْبِهِ.

Kalbinde nefrete yer yok.

Ayrıca: حِقْد

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler