مِنَ الْحَسَنِ أَنْ نَتَعَاوَنَ لِحَلِّ الْمَشَاكِلِ الَّتِي نُوَاجِهُهَا.

Karşılaştığımız sorunları çözmek için işbirliği yapmamız iyidir.

الْحَدِيقَةُ مُرَتَّبَةٌ وَمَنْظَرُهَا حَسَنٌ جِدًّا فِي الصَّبَاحِ.

Bahçe düzenli ve sabah manzarası çok güzel.

كَانَ لِقَاءً حَسَنًا وَقَضَيْنَا وَقْتًا مُمْتِعًا مَعًا.

Hoş bir buluşmaydı ve birlikte keyifli vakit geçirdik.

Eşdizimler

حُسْن

تَأَمَّلْتُ فِي حُسْنِ الطَّبِيعَةِ الْخَلَّابَةِ فِي الْجِبَالِ.

Dağlardaki muhteşem doğanın güzelliğini seyrettim.

حَسَّنَ

يُحَسِّنُ، تَحْسِين

يَدْرُسُ أَخِي كُلَّ يَوْمٍ لِيُحَسِّنَ لُغَتَهُ الْإِنْجِلِيزِيَّةَ قَبْلَ السَّفَرِ إِلَى لَنْدَنَ.

Kardeşim Londra'ya gitmeden önce İngilizcesini geliştirmek için her gün ders çalışıyor.

İlişkili Kelimeler