كَانَ حُضُورُ الْمُؤْتَمَرِ الْعِلْمِيِّ مُكَثَّفًا، حَيْثُ شَارَكَ بَاحِثُونَ مِنْ مُخْتَلِفِ دُوَلِ الْعَالَمِ.
Bilimsel konferansa katılım yoğundu, dünyanın farklı ülkelerinden araştırmacılar katıldı.
كَانَ حُضُورُ الْمُؤْتَمَرِ الْعِلْمِيِّ مُكَثَّفًا، حَيْثُ شَارَكَ بَاحِثُونَ مِنْ مُخْتَلِفِ دُوَلِ الْعَالَمِ.
Bilimsel konferansa katılım yoğundu, dünyanın farklı ülkelerinden araştırmacılar katıldı.
يُعْتَبَرُ حُضُورُ الشُّرْطَةِ فِي الْمِنْطَقَةِ ضَرُورِيًّا لِلْحِفَاظِ عَلَى الْأَمْنِ وَالنِّظَامِ الْعَامِّ.
Bölgede polisin varlığı, güvenliği ve kamu düzenini sağlamak için gereklidir.
الْحُضُورُ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ يَدُلُّ عَلَى الِاحْتِرَامِ.
Belirtilen zamanda hazır bulunmak saygıyı gösterir.
mevcudiyet, mevcutluk