حَفَّتِ الأَشْجَارُ بِالبَيْتِ.
Ağaçlar evi çevreledi.
حَفَّتِ الأَشْجَارُ بِالبَيْتِ.
Ağaçlar evi çevreledi.
حَفَّ حَاجِبَيْهَا لِتَظْهَرَ بِشَكْلٍ أَجْمَلَ وَأَكْثَرَ تَرْتِيباً.
Daha güzel ve düzenli görünmesi için kaşlarını inceltti.
حَفَّ الشَّارِبَ لِيُحَافِظَ عَلَى مَظْهَرِهِ الْأَنِيقِ.
Şık görünümünü korumak için bıyığını kırdı.
çıtırdamak