حَفَزَ المُعَلِّمُ الطُّلَّابَ عَلَى المُشَارَكَةِ الفَعَّالَةِ فِي النِّقَاشِ.
Öğretmen, öğrencileri tartışmaya aktif olarak katılmaya teşvik etti.
حَفَزَ المُعَلِّمُ الطُّلَّابَ عَلَى المُشَارَكَةِ الفَعَّالَةِ فِي النِّقَاشِ.
Öğretmen, öğrencileri tartışmaya aktif olarak katılmaya teşvik etti.
حَفَزَ المُدِيرُ المُوَظَّفِينَ لِتَقْدِيمِ أَفْضَلِ مَا لَدَيْهِمْ مِنْ أَدَاءٍ.
Müdür, çalışanları en iyi performansı göstermeleri için motive etti.
حَفَزَ الخِطَابُ الحَمَاسِيُّ الجُمْهُورَ عَلَى العَمَلِ مِنْ أَجْلِ التَّغْيِيرِ.
Coşkulu konuşma, halkı değişim için harekete geçmeye teşvik etti.
Ayrıca: özendirmek, kamçılamak
gayret vermek, teşci etmek, etkinleştirmek, ivedileştirmek, güdülemek, tetiklemek, gayretlendirmek, heveslendirmek, kırbaçlamak, yüreklendirmek, güdelemek, hırslandırmak, mahmuzlamak, şevklendirmek, cesaretlendirmek, isteklendirmek