حَلَّقَ الطَّائِرُ عَالِياً فِي السَّمَاءِ الزَّرْقَاءِ الصَّافِيَةِ بَحْثاً عَنْ طَعَامِهِ.
Kuş, yiyecek aramak için masmavi gökyüzünde yükseklere uçtu.
حَلَّقَ الطَّائِرُ عَالِياً فِي السَّمَاءِ الزَّرْقَاءِ الصَّافِيَةِ بَحْثاً عَنْ طَعَامِهِ.
Kuş, yiyecek aramak için masmavi gökyüzünde yükseklere uçtu.
حَلَّقَتْ أَسْعَارُ الْعَقَارَاتِ فِي الْمَدِينَةِ بِشَكْلٍ كَبِيرٍ خِلَالَ السَّنَوَاتِ الْأَخِيرَةِ.
Son yıllarda şehirdeki emlak fiyatları önemli ölçüde yükseldi.
havalanmak, süzülmek, uçuşmak
أَشْعُرُ بِأَلَمٍ فِي حَلْقِي وَصُعُوبَةٍ فِي الْبَلْعِ بِسَبَبِ الْتِهَابِ اللَّوْزَتَيْنِ.
Bademcik iltihabı nedeniyle boğazımda ağrı ve yutkunmada zorluk hissediyorum.
hançere, yutak
حَلَقَ أَبِي لِحْيَتَهُ قَبْلَ الذَّهَابِ إِلَى الْعَمَلِ.
Babam işe gitmeden önce sakalını tıraş etti.
يَحْلِقُ أَبِي لِحْيَتَهُ كُلَّ صَبَاحٍ ثُمَّ يَذْهَبُ إِلَى الْعَمَلِ.
Babam her sabah sakalını tıraşlar, sonra işe gider.
yülünmek
تَرْتَدِي وَالِدَتِي حَلَقَهَا الذَّهَبِيَّ فِي الْمُنَاسَبَاتِ الْخَاصَّةِ.
Annem, özel günlerde altın küpelerini takar.