ارْتَفَعَتْ دَرَجَةُ حَرَارَتِهِ بِشَكْلٍ كَبِيرٍ وَأُصِيبَ بِحُمَّى شَدِيدَةٍ بِسَبَبِ الْإِنْفِلُونْزَا.
Grip nedeniyle vücut ısısı çok yükseldi ve şiddetli bir ateşe yakalandı.
ارْتَفَعَتْ دَرَجَةُ حَرَارَتِهِ بِشَكْلٍ كَبِيرٍ وَأُصِيبَ بِحُمَّى شَدِيدَةٍ بِسَبَبِ الْإِنْفِلُونْزَا.
Grip nedeniyle vücut ısısı çok yükseldi ve şiddetli bir ateşe yakalandı.
يُعَانِي مِنْ حُمَّى الضَّنْكِ الَّتِي تَنْتَشِرُ فِي الْمَنَاطِقِ الِاسْتِوَائِيَّةِ.
Tropikal bölgelerde yayılan dang hummasından muzdarip.
ateşlilik
فَعَلَتِ الْأُمُّ كُلَّ مَا فِي وُسْعِهَا لِحِمَايَةِ أَطْفَالِهَا مِنَ الْمَخَاطِرِ.
Anne, çocuklarını tehlikelerden emniyet altına almak için elinden geleni yaptı.
himaye etmek, müdafaa etmek, kol kanat olmak, sakınmak, esirgemek, dulda tutmak
لِكُلِّ بَيْتٍ حِمًى يَجِبُ احْتِرَامُهُ.
Her evin saygı gösterilmesi gereken bir harimi vardır.
حَمَّى أَخِي الْمَاءَ عَلَى النَّارِ.
Kardeşim suyu ateşte ısıttı.