الشَّعْبُ الْخَاضِعُ لَا يَسْتَطِيعُ تَحْقِيقَ التَّقَدُّمِ وَالِازْدِهَارِ.
Boyun eğen bir halk ilerleme ve refah sağlayamaz.
الشَّعْبُ الْخَاضِعُ لَا يَسْتَطِيعُ تَحْقِيقَ التَّقَدُّمِ وَالِازْدِهَارِ.
Boyun eğen bir halk ilerleme ve refah sağlayamaz.
يَجِبُ أَنْ يَكُونَ الْجُنُودُ خَاضِعِينَ لِقَادَتِهِمْ.
Askerler komutanlarına karşı itaatkâr olmak zorundadır.
يَجِبُ عَلَى الْجُنُودِ أَنْ يَكُونُوا خَاضِعِينَ لِقَادَتِهِمْ.
Askerler komutanlarına karşı itaatli olmak zorundadırlar.
Ayrıca: tabi, bağımlı
metbu, muti, boyunduruklu, tâbii