kontrol

بِفَضْلِ الْمُرَاقَبَةِ الَّتِي تَتِمُّ عَلَى الْحُدُودِ، يَتِمُّ مَنْعُ التَّهْرِيبِ.

Sınırda yapılan kontroller sayesinde kaçakçılık önleniyor.

فَرَضَتِ الحُكُومَةُ سَيْطَرَةً كَامِلَةً عَلَى وَسَائِلِ الإِعْلَامِ لِضَمَانِ عَدَمِ نَشْرِ أَيِّ أَخْبَارٍ مُعَارِضَةٍ.

Hükümet, muhalif haberlerin yayınlanmamasını sağlamak için medya üzerinde tam kontrol sağladı.

فَحْص — فُحُوص

أَخَذْتُ السَّيَّارَةَ إِلَى الصِّيَانَةِ لِإِجْرَاءِ فَحْصٍ عَامٍّ.

Arabayı servise götürerek genel bir kontrol yaptırdım.

Ayrıca: تَفْتِيش

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler