خَتَمَ الرَّئِيسُ كَلِمَتَهُ بِالشُّكْرِ.
Başkan konuşmasını teşekkürle bitirdi.
خَتَمَ الرَّئِيسُ كَلِمَتَهُ بِالشُّكْرِ.
Başkan konuşmasını teşekkürle bitirdi.
اضْطَرَّتِ الشُّرْطَةُ إِلَى خَتْمِ غُرْفَةِ الأَدِلَّةِ قَبْلَ مُغَادَرَةِ مَكَانِ الحَادِثِ.
Polis, delil odasını olay yerinden ayrılmadan önce mühürlemek zorunda kaldı.
imza atmak, mühür basmak, hatmetmek, kaşelemek, ıstampalamak, damgalamak, damga vurmak, sonlamak, sikkelemek
وَضَعَ القَاضِي خَتْمَهُ عَلَى الوَثِيقَةِ بَعْدَ مُرَاجَعَتِهَا.
Hakim, belgeyi inceledikten sonra belgeye mührünü vurdu.
كَانَ هَذَا الِاجْتِمَاعُ بِمَثَابَةِ خَتْمٍ لِمَسِيرَةٍ طَوِيلَةٍ مِنَ المُفَاوَضَاتِ.
Bu toplantı, uzun bir müzakere sürecinin sonu gibiydi.
يَحْمِلُ جَوَازُ سَفَرِي خَتْمَ الدُّخُولِ وَالخُرُوجِ مِنْ عِدَّةِ دُوَلٍ زُرْتُهَا.
Pasaportum, ziyaret ettiğim birçok ülkenin giriş ve çıkış damgalarını taşıyor.
ıstampa, kaşe, mühürleme, temhir, ıstampalama, kaşeleme, mühürleniş, mühürleyiş, damgalanış, damgalama, damgalayış, sikkeleme