خَدَشَ طِلَاءَ السَّيَّارَةِ بِالْمِفْتَاحِ.
Anahtar ile arabanın boyasına çizik çekti.
خَدَشَ طِلَاءَ السَّيَّارَةِ بِالْمِفْتَاحِ.
Anahtar ile arabanın boyasına çizik çekti.
çizik atmak, cırmalamak, cırnaklamak, pençelemek, tırnaklamak, cırmaklamak, tırmıklamak, kaşımak, tırmıklanmak
لَاحَظْتُ وُجُودَ خَدْشٍ صَغِيرٍ عَلَى زُجَاجِ السَّاعَةِ بَعْدَ سُقُوطِهَا عَلَى الْأَرْضِ.
Saatin yere düşmesinden sonra camında küçük bir çizik fark ettim.
cırmalama, cızık, çizi, çizilme, pençeleme, taharrüş, sıyrık, tırnaklama, tırnaklanma, tırmalama, tırmıklama, zedelenme, tırmalayış, sıyrıklık, cırmaklama, tırmıklanma