أُصِيبَ الرَّجُلُ العَجُوزُ بِالخَرَفِ.
Yaşlı adam bunamaya yakalandı.
أُصِيبَ الرَّجُلُ العَجُوزُ بِالخَرَفِ.
Yaşlı adam bunamaya yakalandı.
bunaklık, bunayış, bunaklaşma
خَرِفَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ وَنَسِيَ أَسْمَاءَ أَوْلَادِهِ.
Yaşlı adam bunadı ve çocuklarının adlarını unuttu.
beyni sulanmak, tecennün etmek
الرَّجُلُ الْعَجُوزُ أَصْبَحَ خَرِفًا الْآنَ، لِذَا يَعْتَنِي بِهِ أَحْفَادُهُ.
Yaşlı adam artık bunak olduğu için torunları ona bakıyor.
matuh
عِنْدَمَا يَكُونُ مُتْعَباً، يَبْدَأُ فِي الْخَرَفِ وَالْكَلَامِ غَيْرِ الْمَنْطِقِيِّ.
Yorgun olduğunda saçmalamaya ve mantıksız konuşmaya başlar.
sabuklamak