خَطَبَ الرَّئِيسُ أَمَامَ الْجَمَاهِيرِ فِي السَّاحَةِ الرَّئِيسِيَّةِ لِلْمَدِينَةِ.
Başkan, şehrin ana meydanında halka bir konuşma yaptı.
خَطَبَ الرَّئِيسُ أَمَامَ الْجَمَاهِيرِ فِي السَّاحَةِ الرَّئِيسِيَّةِ لِلْمَدِينَةِ.
Başkan, şehrin ana meydanında halka bir konuşma yaptı.
ذَهَبَ لِخِطْبَةِ الْفَتَاةِ الَّتِي يُحِبُّهَا مِنْ أَهْلِهَا.
Sevdiği kızı ailesinden istemeye gitti.
خَطَبَ الْإِمَامُ فِي النَّاسِ عَنْ أَهَمِّيَّةِ الصِّدْقِ وَالْأَمَانَةِ.
İmam, insanlara dürüstlük ve güvenilirliğin önemini vaaz etti.
Ayrıca: istemek (kız)
evlenme teklif etmek, söylev vermek, nişanlanmak (kız istemek), sözlemek