خَطْم

كَانَ التُّرَابُ يُغَطِّي خَطْمَ الْكَلْبِ بَعْدَ أَنْ كَانَ يَحْفِرُ فِي الْحَدِيقَةِ.

Köpek bahçede kazı yaptıktan sonra burnu toprakla kaplıydı.

وَضَعَ الْفَارِسُ خِطَماً عَلَى حِصَانِهِ قَبْلَ الرُّكُوبِ.

Binici, binmeden önce atına bir ağızlık taktı.