خَفَّ وَزْنُ الْحَقِيبَةِ بَعْدَ أَنْ أَخْرَجْتُ بَعْضَ الْكُتُبِ مِنْهَا.
Çantadan bazı kitapları çıkardıktan sonra çantanın ağırlığı hafifledi.
خَفَّ وَزْنُ الْحَقِيبَةِ بَعْدَ أَنْ أَخْرَجْتُ بَعْضَ الْكُتُبِ مِنْهَا.
Çantadan bazı kitapları çıkardıktan sonra çantanın ağırlığı hafifledi.
خَفَّتْ حِدَّةُ الْأَلَمِ بَعْدَ تَنَاوُلِ الدَّوَاءِ.
İlaç aldıktan sonra ağrının şiddeti azaldı.
yeğnilmek, kolaylaşmak, incelmek, yumuşamak
لَبِسَ الْمُسَافِرُ خُفًّا جِلْدِيًّا خَفِيفًا.
Yolcu hafif deri bir mest giydi.
makosen, şoson, kalavra, edik, pantufla