دَائِب

هُنَاكَ ضَجِيجٌ دَائِبٌ فِي الشَّارِعِ.

Sokakta sürekli bir gürültü var.

أَحْمَدُ طَالِبٌ دَائِبٌ فِي دُرُوسِهِ.

Ahmet derslerinde çalışkan bir öğrenci.