الْغُرْفَةُ كَانَتْ دَاكِنَةً جِدًّا، احْتَجْتُ إِلَى تَشْغِيلِ الضَّوْءِ.
Oda çok karanlıktı, ışığı açmam gerekti.
الْغُرْفَةُ كَانَتْ دَاكِنَةً جِدًّا، احْتَجْتُ إِلَى تَشْغِيلِ الضَّوْءِ.
Oda çok karanlıktı, ışığı açmam gerekti.
السَّمَاءُ كَانَتْ دَاكِنَةً قَبْلَ هُطُولِ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ.
Şiddetli yağmurdan önce gökyüzü koyuydu.
كَانَ شَعْرُهُ دَاكِنًا وَعَيْنَاهُ بُنِّيَّتَيْنِ.
Saçları esmer ve gözleri kahverengiydi.
yağız, karamsı