يَعِيشُ الدُّبُّ فِي الْغَابَاتِ وَالْجِبَالِ الْبَارِدَةِ.
Ayı, soğuk ormanlarda ve dağlarda yaşar.
يَعِيشُ الدُّبُّ فِي الْغَابَاتِ وَالْجِبَالِ الْبَارِدَةِ.
Ayı, soğuk ormanlarda ve dağlarda yaşar.
دَبَّ الطِّفْلُ إِلَى أُمِّهِ لِيَشْعُرَ بِالْأَمَانِ وَالدِّفْءِ.
Bebek, güvende ve sıcak hissetmek için annesine doğru emekledi.
بَدَأَ الْخَوْفُ يَدِبُّ فِي قَلْبِي عِنْدَمَا سَمِعْتُ صَوْتًا غَرِيبًا فِي اللَّيْلِ.
Geceleri garip bir ses duyduğumda kalbime korku süzülmeye başladı.