وَجَدَ الْغَوَّاصُ دُرَّةً جَمِيلَةً فِي الْمَحَارَةِ.
Dalgıç istiridyenin içinde güzel bir inci buldu.
وَجَدَ الْغَوَّاصُ دُرَّةً جَمِيلَةً فِي الْمَحَارَةِ.
Dalgıç istiridyenin içinde güzel bir inci buldu.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَتِ الدِّرَّةُ تُسْتَخْدَمُ لِمُعَاقَبَةِ الطُّلَّابِ الْمُشَاغِبِينَ فِي الْمَدَارِسِ.
Eski zamanlarda okullarda yaramaz öğrencileri cezalandırmak için dırre kullanılırdı.