يَجِبُ أَنْ نَدْرُسَ التَّارِيخَ لِنَتَجَنَّبَ تَكْرَارَ الْأَخْطَاءِ.
Hataları tekrarlamamak için tarihi öğrenmeliyiz.
يَجِبُ أَنْ نَدْرُسَ التَّارِيخَ لِنَتَجَنَّبَ تَكْرَارَ الْأَخْطَاءِ.
Hataları tekrarlamamak için tarihi öğrenmeliyiz.
دَرَسَ الطُّلَّابُ بِجِدٍّ لِامْتِحَانَاتِ نِهَايَةِ الْفَصْلِ الدِّرَاسِيِّ.
Öğrenciler dönem sonu sınavları için çok çalıştılar.
دَرَسْتُ هَذَا الْكِتَابَ فِي الْجَامِعَةِ.
Bu kitabı üniversitede okudum.
Ayrıca: incelemek
tahsil görmek, tetkik etmek, tahlil etmek, etüt etmek, patozlamak, şiflemek
كُلَّ يَوْمٍ بَعْدَ الظُّهْرِ أَكْتُبُ وَاجِبَ دَرْسِ الرِّيَاضِيَّاتِ مَعَ صَدِيقِي فِي الْمَكْتَبَةِ.
Her gün öğleden sonra arkadaşımla kütüphanede matematik dersinin ödevini yazarım.
kurs, seminer, harman dövme
أَقُومُ بِتَدْرِيسِ دُرُوسِ الرِّيَاضِيَّاتِ فِي هَذِهِ الْجَامِعَةِ مُنْذُ سَنَوَاتٍ.
Bu üniversitede yıllardır matematik dersleri öğretmekteyim.
eğitim vermek, hocalık etmek, meşk vermek