دَعَا المُدِيرُ جَمِيعَ المُوَظَّفِينَ إِلَى اجْتِمَاعٍ عَاجِلٍ لِمُنَاقَشَةِ الأَزْمَةِ الأَخِيرَةِ.
Müdür, son krizi görüşmek üzere tüm çalışanları acil bir toplantıya çağırdı.
دَعَا المُدِيرُ جَمِيعَ المُوَظَّفِينَ إِلَى اجْتِمَاعٍ عَاجِلٍ لِمُنَاقَشَةِ الأَزْمَةِ الأَخِيرَةِ.
Müdür, son krizi görüşmek üzere tüm çalışanları acil bir toplantıya çağırdı.
دَعَا الْكَاتِبُ إِلَى حِمَايَةِ الْغَابَاتِ.
Yazar, ormanların korunması çağrısında bulundu.
دَعَا صَدِيقِي جَمِيعَ أَفْرَادِ عَائِلَتِهِ إِلَى حَفْلِ زَفَافِهِ الَّذِي أُقِيمَ فِي فُنْدُقٍ فَخْمٍ.
Arkadaşım, lüks bir otelde düzenlenen düğününe tüm ailesini davet etti.
دَعَا المَرِيضُ رَبَّهُ أَنْ يَشْفِيَهُ مِنْ هَذَا المَرَضِ الَّذِي أَلَمَّ بِهِ.
Hasta, kendisine musallat olan bu hastalıktan kurtulmak için Rabbine dua etti.
يُدْعَى هَذَا النَّوْعُ مِنَ الشِّعْرِ «الْمُوَشَّحَ».
Bu tür şiire «muvaşşah» denir.
celbetmek