دُعَاء

أَدْعِيَة

رَفَعَ المُصَلِّي يَدَيْهِ بِالدُّعَاءِ إِلَى اللهِ أَنْ يَغْفِرَ لَهُ.

Namaz kılan kişi, affedilmek için ellerini dua ederek Allah'a kaldırdı.

كَانَ فِي كَلَامِهِ دُعَاءٌ إِلَى التَّسَامُحِ وَالسَّلَامِ.

Konuşmasında hoşgörü ve barışa bir çağrı vardı.

كَانَ دُعَاءُ الأُمِّ لِابْنِهَا يَمْلَأُ المَكَانَ بِالخُشُوعِ.

Annenin oğlu için yakarışı, mekanı huşu ile doldurdu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler