دَلَّكَتِ الْمُدَلِّكَةُ ظَهْرِي بَعْدَ التَّمْرِينِ.
Antrenmandan sonra masözcü sırtıma masaj yaptı.
دَلَّكَتِ الْمُدَلِّكَةُ ظَهْرِي بَعْدَ التَّمْرِينِ.
Antrenmandan sonra masözcü sırtıma masaj yaptı.
masajlamak
دَلَكَتِ الْأُمُّ ظَهْرَ طِفْلِهَا بِالصَّابُونِ.
Anne çocuğunun sırtını sabunla ovdu.
ovalamak, ovuşturmak
قَدْ يَكُونُ الدَّلْكُ الْخَفِيفُ مُفِيدًا لِتَقْلِيلِ الِاحْمِرَارِ فِي بَشَرَتِكَ.
Cildindeki kızarıklığı azaltmak için hafif bir sürtünme iyi gelebilir.
yoğurma