يَحْتَوِي هَذَا الطَّعَامُ عَلَى نِسْبَةٍ عَالِيَةٍ مِنَ الدُّهْنِ.
Bu yiyecek yüksek oranda yağ içeriyor.
يَحْتَوِي هَذَا الطَّعَامُ عَلَى نِسْبَةٍ عَالِيَةٍ مِنَ الدُّهْنِ.
Bu yiyecek yüksek oranda yağ içeriyor.
merhem, balsam, pomat, gres
الْعُمَّالُ يَدْهَنُونَ الْجُدْرَانَ الْخَارِجِيَّةَ لِلْمَبْنَى.
İşçiler binanın dış cephesine boya çekiyorlar.
yağlamak, boyamak, sürmek, sürüştürmek, sürtmek
يَجِبُ دَهْنُ الْمَفْصِلَاتِ لِمَنْعِ الْأَبْوَابِ مِنَ الصَّرِيرِ.
Kapıların gıcırdamasını önlemek için menteşelerin yağlaması gerekiyor.
sürüştürme