دَاهِيَة

الْفَقْرُ دَاهِيَةٌ تُهَدِّدُ اسْتِقْرَارَ الْمُجْتَمَعِ.

Yoksulluk, toplumun istikrarını tehdit eden bir beladır.

كَانَتِ الْحَرْبُ دَاهِيَةً حَلَّتْ بِالْبِلَادِ.

Savaş, ülkenin başına gelen bir felaketti.

تَسَبَّبَتِ الْفَيَضَانَاتُ فِي دَاهِيَةٍ كَبِيرَةٍ لِلْمُزَارِعِينَ.

Seller, çiftçiler için büyük bir afete neden oldu.

كَانَ جَدِّي رَجُلًا دَاهِيَةً فِي التِّجَارَةِ.

Dedem ticarette kurnaz bir adamdı.

İlişkili Kelimeler