بَدَأَتِ الزُّهُورُ فِي الحَدِيقَةِ تَذْبُلُ وَتَصْفَرُّ بِسَبَبِ العَطَشِ.
Bahçedeki çiçekler susuzluktan sararıp solmaya başladı.
بَدَأَتِ الزُّهُورُ فِي الحَدِيقَةِ تَذْبُلُ وَتَصْفَرُّ بِسَبَبِ العَطَشِ.
Bahçedeki çiçekler susuzluktan sararıp solmaya başladı.
بَدَأَتِ الزُّهُورُ تَذْبُلُ بِسَبَبِ العَطَشِ.
Çiçekler susuzluktan solgunlaşmaya başladı.
sararmak, kavrulmak, soğulmak, kurumak, pörsümek