تَوَقَّفَ عَنِ الْكَلَامِ فِي حَالَةِ ذُهُولٍ تَامٍّ.
Tam bir şaşkınlık içinde konuşmayı bıraktı.
تَوَقَّفَ عَنِ الْكَلَامِ فِي حَالَةِ ذُهُولٍ تَامٍّ.
Tam bir şaşkınlık içinde konuşmayı bıraktı.
أَصَابَتْنِي حَالَةٌ مِنَ الذُّهُولِ عِنْدَمَا رَأَيْتُ حَجْمَ الدَّمَارِ الَّذِي خَلَّفَهُ الزِّلْزَالُ.
Depremin bıraktığı yıkımın boyutunu görünce hayrete düştüm.
şok, afallama, esrime, istiğrak, sangılama, sangılık, şaşakalma, afallayış, akılalmazlık, sersemlik