رَأْس

رُؤُوس
Aynı yazılan 1 kelime daha

رَفَعَ رَأْسَهُ وَنَظَرَ إِلَى السَّمَاءِ.

Başını kaldırıp gökyüzüne baktı.

وَقَفَ الْوَلَدُ تَحْتَ الْمَطَرِ وَوَضَعَ قُبَّعَةً عَلَى رَأْسِهِ حَتَّى لَا يَبْتَلَّ شَعْرُهُ.

Çocuk yağmurun altında durdu ve saçı ıslanmasın diye kafasına bir şapka taktı.

وَصَلْنَا بَعْدَ سَاعَتَيْنِ إِلَى رَأْسِ الْجَبَلِ، وَجَلَسْنَا هُنَاكَ نَأْكُلُ وَنَنْظُرُ إِلَى الْمَدِينَةِ.

İki saat sonra dağın zirvesine ulaştık ve orada oturup yemek yiyerek şehre baktık.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

رَأَسَ

يَرْأَسُ، رِئَاسَة

رَأَسَ الْوَزِيرُ الِاجْتِمَاعَ الْهَامَّ لِمُنَاقَشَةِ الْقَضَايَا الِاقْتِصَادِيَّةِ.

Bakan, ekonomik konuları görüşmek üzere önemli toplantıya başkanlık etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler