كَانَتْ كِفَّةُ الحَقِّ هِيَ الرَّاجِحَةَ فِي نِهَايَةِ المَطَافِ بَعْدَ التَّحْقِيقِ
Soruşturma sonunda hakkın kefesi baskın geldi.
كَانَتْ كِفَّةُ الحَقِّ هِيَ الرَّاجِحَةَ فِي نِهَايَةِ المَطَافِ بَعْدَ التَّحْقِيقِ
Soruşturma sonunda hakkın kefesi baskın geldi.
السِّينَارْيُو الرَّاجِحُ هُوَ أَنَّ الشَّرِكَةَ سَتُعْلِنُ عَنْ أَرْبَاحٍ أَعْلَى هَذَا الرُّبْعَ
Muhtemel senaryo, şirketin bu çeyrekte daha yüksek kâr açıklayacağı yönünde.
الرَّأْيُ الرَّاجِحُ بَيْنَ الْخُبَرَاءِ هُوَ أَنَّ الِاقْتِصَادَ سَيَتَحَسَّنُ قَرِيباً
Uzmanlar arasındaki ağır basan görüş, ekonominin yakında düzeleceği yönünde.
ağırlıklı