بَعْدَ سَنَوَاتٍ طَوِيلَةٍ مِنَ الْغُرْبَةِ، قَرَّرَ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى وَطَنِهِ لِيَعِيشَ بَيْنَ أَهْلِهِ وَأَصْدِقَائِهِ.
Uzun yıllar gurbette kaldıktan sonra, ailesi ve arkadaşları arasında yaşamak için vatanına geri dönmeye karar verdi.
بَعْدَ سَنَوَاتٍ طَوِيلَةٍ مِنَ الْغُرْبَةِ، قَرَّرَ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى وَطَنِهِ لِيَعِيشَ بَيْنَ أَهْلِهِ وَأَصْدِقَائِهِ.
Uzun yıllar gurbette kaldıktan sonra, ailesi ve arkadaşları arasında yaşamak için vatanına geri dönmeye karar verdi.
رَجَعَ الْمُتَّهَمُ عَنْ أَقْوَالِهِ السَّابِقَةِ أَمَامَ الْمَحْكَمَةِ بَعْدَ ظُهُورِ أَدِلَّةٍ جَدِيدَةٍ.
Sanık, yeni kanıtlar ortaya çıktıktan sonra mahkeme önünde önceki ifadelerinden vazgeçti.
رَجَعَ صَدَى صَوْتِهِ فِي الْجِبَالِ الشَّاهِقَةِ عِنْدَمَا نَادَى بِأَعْلَى صَوْتِهِ.
Yüksek sesle bağırdığında sesi yüksek dağlarda yankılandı.
Ayrıca: başvurmak (bir kaynağa)
dönmek, avdet etmek