يُحَاوِلُ الْمُعَلِّمُ تَرْسِيخَ الصِّدْقِ فِي الطُّلَّابِ.
Öğretmen, öğrencilere dürüstlüğü benimsetmeye çalışıyor.
يُحَاوِلُ الْمُعَلِّمُ تَرْسِيخَ الصِّدْقِ فِي الطُّلَّابِ.
Öğretmen, öğrencilere dürüstlüğü benimsetmeye çalışıyor.
pekiştirmek, esaslandırmak, kurumlaştırmak, sabitleştirmek, nakşetmek, temelleştirmek, perçinlemek, perçinleştirmek, süreklileştirmek, sağlamlaştırmak
رَسَخَتِ العَادَةُ فِي حَيَاتِهِ بَعْدَ سَنَوَاتٍ.
Alışkanlık yıllar sonra hayatına yerleşti.
istikrar bulmak