أَعْجَبَتْنِي رُسُومُ الْفَنَّانِ فِي الْمَعْرِضِ.
Sanatçının sergideki resimleri beni etkiledi.
أَعْجَبَتْنِي رُسُومُ الْفَنَّانِ فِي الْمَعْرِضِ.
Sanatçının sergideki resimleri beni etkiledi.
الرَّسْمُ الْهَنْدَسِيُّ مُهِمٌّ لِتَصْمِيمِ الْمَبَانِي.
Mühendislik çizimi binaların tasarımı için önemlidir.
دَفَعْتُ رُسُومَ التَّسْجِيلِ فِي الجَامِعَةِ.
Üniversiteye kayıt harcını ödedim.
tasarım, vergi, desen, boyama, desenleme, ödenti, resmetme, tersim, tasarımlama, resmediş
رَسَمَ الْفَنَّانُ لَوْحَةً جَمِيلَةً لِلطَّبِيعَةِ.
Sanatçı doğanın güzel bir resmini çizdi.
رَسَمَتِ الْفَنَّانَةُ صُورَةً جَمِيلَةً لِابْنَتِهَا الصَّغِيرَةِ فِي عِيدِ مِيلَادِهَا
Sanatçı, doğum gününde küçük kızının güzel bir resmini resmetti.
tersim etmek, resimlemek, tasarımlamak, planlamak