كَانَ قَرَارُ الْقَائِدِ رَشِيدًا وَحَكِيمًا فِي التَّعَامُلِ مَعَ الْأَزْمَةِ.
Liderin kararı krizi yönetmede akıllıca ve bilgeceydi.
كَانَ قَرَارُ الْقَائِدِ رَشِيدًا وَحَكِيمًا فِي التَّعَامُلِ مَعَ الْأَزْمَةِ.
Liderin kararı krizi yönetmede akıllıca ve bilgeceydi.
أَظْهَرَ الشَّابُّ تَفْكِيرًا رَشِيدًا فِي حَلِّ الْمُشْكِلَاتِ.
Genç adam sorunları çözmede olgun bir düşünce gösterdi.
يَجِبُ أَنْ يَكُونَ الْقَاضِي رَشِيدًا فِي إِصْدَارِ الْأَحْكَامِ الْعَادِلَةِ.
Hakim, adil kararlar vermede sağduyulu olmalıdır.
akil, akılcı