رَكَّ

يَرِكُّ

رُكَّ الْخَيْمَةَ فِي الصَّحْرَاءِ قَبْلَ حُلُولِ الظَّلَامِ.

Karanlık çökmeden önce çölde çadırı dik.

رُكَّ السَّهْمُ فِي الْهَدَفِ بِدِقَّةٍ عَالِيَةٍ.

Ok, hedefe yüksek bir doğrulukla saplandı.

رُكَّ الْعَلَمُ عَلَى قِمَّةِ الْجَبَلِ بَعْدَ صُعُودٍ شَاقٍّ.

Zorlu bir tırmanışın ardından bayrak dağın tepesine sabitlendi.