رَهِيب

كَانَ الْمَشْهَدُ رَهِيبًا بَعْدَ وُقُوعِ الْحَادِثِ.

Kazadan sonra manzara korkunçtu.

كَانَ الْفِيلْمُ رَهِيبًا وَمُثِيرًا.

Film müthiş ve heyecan vericiydi.

سَمِعْتُ قِصَّةً رَهِيبَةً عَنِ الحَرْبِ.

Savaş hakkında dehşet verici bir hikaye duydum.