رَوَى الْجَدُّ حِكَايَاتٍ مُثِيرَةً لِلْأَطْفَالِ قَبْلَ النَّوْمِ.
Dede, yatmadan önce çocuklara heyecan verici hikayeler anlattı.
رَوَى الْجَدُّ حِكَايَاتٍ مُثِيرَةً لِلْأَطْفَالِ قَبْلَ النَّوْمِ.
Dede, yatmadan önce çocuklara heyecan verici hikayeler anlattı.
رَوَى الْبُسْتَانِيُّ الْأَشْجَارَ الصَّغِيرَةَ بِعِنَايَةٍ فَائِقَةٍ.
Bahçıvan küçük ağaçları büyük bir özenle suladı.
rivayet etmek, hikâye etmek, tahkiye etmek, suvarmak
أَكْلُ الْبِطِّيخِ فِي أَيَّامِ الصَّيْفِ الْحَارَّةِ هُوَ طَرِيقَةٌ رَائِعَةٌ لِتَرْوِيَةِ الْعَطَشِ.
Sıcak yaz günlerinde karpuz yemek harareti kesmek için harika bir yoldur.
doyurmak