زَرَعَ

يَزْرَعُ، زَرْع
Aynı yazılan 1 kelime daha

يَزْرَعُ الفَلَّاحُونَ القَمْحَ وَالشَّعِيرَ فِي حُقُولِهِمْ خِلَالَ فَصْلِ الشِّتَاءِ.

Çiftçiler, kış mevsiminde tarlalarına buğday ve arpa ekerler.

زَرَعَتِ الأُمُّ شَجَرَةَ وَرْدٍ جَدِيدَةً فِي الحَدِيقَةِ بِجَانِبِ المَنْزِلِ.

Anne, evin yanındaki bahçeye yeni bir gül ağacı dikti.

زَرَعَ الطَّبِيبُ جِهَازَ تَنْظِيمِ ضَرَبَاتِ القَلْبِ فِي صَدْرِ المَرِيضِ لِتَحْسِينِ وَظَائِفِ القَلْبِ.

Doktor, kalp fonksiyonlarını iyileştirmek için hastanın göğsüne bir kalp pili yerleştirdi.

زَرْع

نَمَا الزَّرْعُ بَعْدَ المَطَرِ.

Yağmurdan sonra ekinler büyüdü.

Eşdizimler