زَوْجِي يَعْمَلُ بِجِدٍّ كُلَّ يَوْمٍ لِإِعَالَةِ الْأُسْرَةِ.
Eşim ailesini geçindirmek için her gün çok çalışıyor.
زَوْجِي يَعْمَلُ بِجِدٍّ كُلَّ يَوْمٍ لِإِعَالَةِ الْأُسْرَةِ.
Eşim ailesini geçindirmek için her gün çok çalışıyor.
تُحِبُّ الزَّوْجَةُ زَوْجَهَا كَثِيرًا وَتُقَدِّرُ كُلَّ مَا يَفْعَلُهُ.
Kadın kocasını çok seviyor ve yaptığı her şeyin değerini biliyor.
جَلَسَ الزَّوْجَانِ فِي الْحَدِيقَةِ مَسَاءً وَشَرِبَا الشَّايَ مَعًا بَعْدَ يَوْمٍ طَوِيلٍ.
Çift, uzun bir günün ardından akşam bahçede oturup birlikte çay içti.
bir çift, per, koşa, zevç
زَوَّجَ الْأَبُ ابْنَتَهُ فِي الصَّيْفِ.
Baba kızını yazın evlendirdi.
يُزَوِّجُ جَدِّي الْحَمَامَ فِي الرَّبِيعِ حَتَّى يَكُونَ عِنْدَهُ فِرَاخٌ كَثِيرَةٌ فِي الصَّيْفِ.
Dedem yazın çok yavrusu olsun diye ilkbaharda güvercinleri çiftleştirir.
baş göz etmek, nikâh etmek, kocaya vermek, yavuklamak