الزُّهْدُ فِي السُّلْطَةِ دَلِيلٌ عَلَى النَّزَاهَةِ.
Güçten feragat etmek, dürüstlüğün bir kanıtıdır.
الزُّهْدُ فِي السُّلْطَةِ دَلِيلٌ عَلَى النَّزَاهَةِ.
Güçten feragat etmek, dürüstlüğün bir kanıtıdır.
عَاشَ حَيَاةَ زُهْدٍ وَتَقَشُّفٍ مُبْتَعِدًا عَنْ مَلَذَّاتِ الدُّنْيَا.
Dünya zevklerinden uzak, zahitlik ve çilecilik içinde bir hayat yaşadı.
dervişlik, çilecilik, ermişlik, riyazet, ruhbaniyet