سَئِمَ الرَّجُلُ مِنَ الِانْتِظَارِ الطَّوِيلِ فِي الْمَطَارِ وَقَرَّرَ الْمُغَادَرَةَ.
Adam havaalanında uzun süre beklemekten bıktı ve ayrılmaya karar verdi.
سَئِمَ الرَّجُلُ مِنَ الِانْتِظَارِ الطَّوِيلِ فِي الْمَطَارِ وَقَرَّرَ الْمُغَادَرَةَ.
Adam havaalanında uzun süre beklemekten bıktı ve ayrılmaya karar verdi.
لَقَدْ سَئِمْتُ مِنْ هَذَا الْعَمَلِ، سَأَبْدَأُ فِي الْبَحْثِ عَنْ عَمَلٍ جَدِيدٍ.
Bu işten artık gına geldi, yeni bir iş aramaya başlayacağım.
سَئِمَتِ الطَّالِبَةُ مِنَ الدِّرَاسَةِ الْمُتَوَاصِلَةِ وَأَرَادَتْ أَخْذَ اسْتِرَاحَةٍ.
Öğrenci sürekli ders çalışmaktan usandı ve ara vermek istedi.
Ayrıca: bıktı
usanmak, bezmek, bizar olmak, illallah demek, usanç duymak, bezilmek
usangın