سَابِق

كَانَ هَذَا هُوَ مَنْزِلِي السَّابِقَ قَبْلَ أَنْ أَنْتَقِلَ إِلَى الْمَدِينَةِ.

Şehre taşınmadan önce burası benim eski evimdi.

فِي الِاجْتِمَاعِ السَّابِقِ، تَمَّ اتِّخَاذُ قَرَارَاتٍ مُهِمَّةٍ بِشَأْنِ الْمَشْرُوعِ.

Önceki toplantıda proje hakkında önemli kararlar alındı.

الرَّئِيسُ السَّابِقُ لِلشَّرِكَةِ كَانَ لَهُ دَوْرٌ كَبِيرٌ فِي نَجَاحِهَا.

Şirketin evvelki başkanı, başarısında büyük bir role sahipti.

Eşdizimler