لَا يَسُوغُ لَكَ أَنْ تَتَأَخَّرَ عَنِ الْعَمَلِ.
İşe geç kalman caiz olmaz.
لَا يَسُوغُ لَكَ أَنْ تَتَأَخَّرَ عَنِ الْعَمَلِ.
İşe geç kalman caiz olmaz.
لَا يَسُوغُ لِي أَنْ أَتَجَاهَلَ حُقُوقَ الْآخَرِينَ.
Başkalarının haklarını görmezden gelmem caiz değildir.
لَمْ يَسُغِ الطَّعَامُ فِي حَلْقِي لِأَنِّي كُنْتُ مَرِيضًا.
Hasta olduğum için yemek boğazımdan geçmedi.