سَبِيل

سُبُل

يَجِبُ عَلَيْنَا إِيجَادُ سَبِيلٍ لِحَلِّ هَذِهِ الْمُشْكِلَةِ الْمُعَقَّدَةِ.

Bu karmaşık sorunu çözmek için bir yol bulmalıyız.

كَانَتْ هَذِهِ الزِّيَارَةُ سَبِيلًا لِتَعْزِيزِ الْعَلَاقَاتِ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ.

Bu ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmek için bir vesile oldu.

تَوَقَّفْنَا عِنْدَ السَّبِيلِ لِشُرْبِ الْمَاءِ الْبَارِدِ فِي يَوْمٍ حَارٍّ.

Sıcak bir günde soğuk su içmek için çeşmede durduk.

Eşdizimler