يَقَعُ السِّجْنُ الْجَدِيدُ عَلَى بُعْدِ كِيلُومِتْرَاتٍ قَلِيلَةٍ مِنَ الْمَدِينَةِ.
Yeni cezaevi şehirden birkaç kilometre uzakta bulunuyor.
يَقَعُ السِّجْنُ الْجَدِيدُ عَلَى بُعْدِ كِيلُومِتْرَاتٍ قَلِيلَةٍ مِنَ الْمَدِينَةِ.
Yeni cezaevi şehirden birkaç kilometre uzakta bulunuyor.
زَارَتِ الْمَرْأَةُ أَخَاهَا فِي السِّجْنِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَأَحْضَرَتْ لَهُ كُتُبًا وَطَعَامًا.
Kadın cuma günü kardeşini hapishanede ziyaret etti ve ona kitap ile yemek getirdi.
حَكَمَتِ الْمَحْكَمَةُ عَلَى الْمُجْرِمِ بِالسِّجْنِ لِمُدَّةِ خَمْسِ سَنَوَاتٍ.
Mahkeme, suçluyu beş yıl hapis cezasına çarptırdı.
zindan, hükümlülük, mahpushane, mahbes, mapus, mapushane, mahkûmluk, kodes, tevkifhane, tutukevi, mahpusluk
قَرَّرَ القَاضِي أَنْ يَسْجُنَ السَّارِقَ سَنَةً.
Yargıç hırsızı bir yıl hapsetmeye karar verdi.
demire vurmak
حَكَمَتِ المَحْكَمَةُ بِسَجْنِ المُتَّهَمِ ثَلَاثَةَ أَشْهُرٍ.
Mahkeme sanığın üç ay hapsedilmesine hükmetti.
hapsedilme, hapsediliş