قَرَّرَ الْمُدِيرُ أَنْ يُسَرِّحَ الْمُوَظَّفِينَ الزَّائِدِينَ عَنِ الْحَاجَةِ بِسَبَبِ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ
Müdür, ekonomik kriz nedeniyle gereğinden fazla personeli serbest bırakmaya karar verdi.
قَرَّرَ الْمُدِيرُ أَنْ يُسَرِّحَ الْمُوَظَّفِينَ الزَّائِدِينَ عَنِ الْحَاجَةِ بِسَبَبِ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ
Müdür, ekonomik kriz nedeniyle gereğinden fazla personeli serbest bırakmaya karar verdi.
سَرَّحَتِ الْأُمُّ شَعْرَ ابْنَتِهَا قَبْلَ الْمَدْرَسَةِ.
Anne okuldan önce kızının saçını taradı.
terhis etmek, salıvermek, işten çıkarmak
سَرَحَ الطَّالِبُ فِي أَثْنَاءِ الدَّرْسِ.
Öğrenci ders sırasında dalıp gitti.