سُعْلَة

يُعَانِي الْمَرِيضُ مِنْ سُعَالٍ حَادٍّ مَصْحُوبٍ بِارْتِفَاعٍ فِي دَرَجَةِ الْحَرَارَةِ

Hasta, yüksek ateşle birlikte şiddetli bir öksürkten muzdarip.

أَصَابَتِ الطِّفْلَ سَعْلَةٌ شَدِيدَةٌ أَثْنَاءَ اللَّيْلِ مِمَّا أَقْلَقَ وَالِدَتَهُ

Çocuk gece boyunca şiddetli bir öksürük nöbeti geçirdi ve bu annesini endişelendirdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler